Hakkımızda

Uzman Psikolojik Danışman Melek Erdoğan

İletişim

İletişim Bilgileri

18.03.2026 353

Özsaygı Neden Düşer?

Özsaygı, bireyin kendisini nasıl değerlendirdiğini, kendi değerini ne ölçüde kabul ettiğini ve kendisiyle kurduğu içsel ilişkinin niteliğini ifade eder. Psikolojide özsaygı yalnızca “kendini sevmek” gibi basit bir kavram değildir; kişinin kendilik algısını, yeterlilik duygusunu, sosyal ilişkilerdeki konumunu ve yaşamla kurduğu psikolojik bağı doğrudan etkileyen temel bir yapıdır. Sağlıklı bir özsaygıya sahip bireyler hata yapabilen ama yine de değerli olduklarını bilen bir içsel dengeye sahiptir. Ancak birçok insan için özsaygı zamanla zayıflayabilir ve kişi kendisini sürekli eleştiren, yetersiz bulan ve başkalarıyla kıyaslayan bir iç sesle yaşamaya başlayabilir. Peki özsaygı neden düşer ve bu süreci psikoloji nasıl açıklar?

Psikolojik kuramların büyük bir kısmı özsaygının temellerinin erken dönem ilişkilerinde oluştuğunu vurgular. Bağlanma kuramına göre çocukluk döneminde bakım verenle kurulan ilişki, bireyin kendilik algısının en önemli yapı taşlarından biridir. Güvenli bağlanma deneyimi yaşayan çocuklar genellikle “Ben değerliyim ve sevilmeye layığım” şeklinde bir içsel inanç geliştirir. Buna karşılık eleştirel, tutarsız veya duygusal olarak ulaşılmaz ebeveynlerle büyüyen çocuklar çoğu zaman kendileriyle ilgili daha kırılgan bir algı geliştirirler. Bu bireyler yetişkinlikte sık sık onay arayabilir, reddedilme konusunda aşırı hassas olabilir ve ilişkilerde kendilerini değersiz hissedebilirler. Dolayısıyla özsaygının düşmesi çoğu zaman yalnızca bugünkü deneyimlerle değil, geçmişte şekillenen bağlanma örüntüleriyle de yakından ilişkilidir.

Bilişsel davranışçı terapi perspektifi ise özsaygı düşüşünü temel inançlar ve bilişsel şemalar üzerinden açıklar. Bu yaklaşıma göre bireyler yaşamları boyunca kendileri hakkında bazı temel inançlar geliştirirler. “Yetersizim”, “Değerli değilim”, “Başarısızım” gibi inançlar zamanla kişinin zihinsel filtresine dönüşebilir. Bu filtre aktif olduğunda birey olumlu deneyimleri göz ardı ederken, olumsuz deneyimleri bu inancı doğrulayan kanıtlar olarak algılamaya başlar. Örneğin kişi bir başarı elde ettiğinde bunu şans olarak yorumlayabilir; ancak küçük bir hata yaptığında bunu “yetersizliğinin kanıtı” olarak görür. Bu bilişsel çarpıtmalar zamanla kişinin özsaygısını aşındırır ve bireyin kendisiyle kurduğu içsel diyalog giderek daha eleştirel hale gelir.

Psikodinamik kuramlar ise özsaygının düşmesini kişinin içselleştirdiği eleştirel ses ile ilişkilendirir. Freud sonrası kuramcılar, özellikle erken dönem bakım veren figürlerin eleştirel tutumlarının bireyin iç dünyasında “süperego” ya da içsel eleştirmen olarak yerleşebileceğini vurgulamıştır. Bu durumda kişi dışarıdan bir eleştiri olmasa bile kendisini sürekli değerlendiren ve yargılayan bir iç sesle yaşayabilir. Bu iç ses çoğu zaman kişinin başarılarını küçümserken hatalarını büyütür. Böyle bir içsel yapı uzun vadede bireyin özsaygısını zayıflatabilir ve kişi ne kadar çabalarsa çabalasın kendisini yeterli hissetmekte zorlanabilir.

Özsaygı düşüşünü açıklayan bir diğer önemli yaklaşım da sosyal karşılaştırma kuramıdır. İnsanlar doğaları gereği kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak değerlendirirler. Ancak özellikle modern toplumda sosyal medya, performans odaklı çalışma kültürü ve sürekli başarı vurgusu bu karşılaştırma süreçlerini daha yoğun hale getirmiştir. İnsanlar çoğu zaman başkalarının hayatlarının en parlak anlarını kendi günlük gerçeklikleriyle karşılaştırırlar. Bu durum bireyin kendi değerini yalnızca başarı, görünüm ya da toplumsal onay üzerinden ölçmesine neden olabilir. Böyle bir değerlendirme sistemi ise özsaygıyı oldukça kırılgan hale getirir.

Özsaygının düşmesini tetikleyen faktörler arasında tekrarlayan başarısızlık deneyimleri, kronik eleştiri, duygusal ihmal, travmatik ilişkiler, sosyal reddedilme ve mükemmeliyetçilik gibi birçok unsur yer alabilir. Özellikle mükemmeliyetçi bireyler için özsaygı çoğu zaman performansa bağlıdır. Bu kişiler kendilerini ancak kusursuz olduklarında değerli hissederler. Ancak insan doğası gereği hata yapabilen bir varlıktır ve bu nedenle mükemmeliyetçilik çoğu zaman kişinin özsaygısını korumak yerine onu daha kırılgan hale getirir.

Nöropsikolojik çalışmalar da özsaygının duygusal düzenleme süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Kronik stres, yoğun kaygı ve sürekli öz eleştiri beynin duygusal regülasyon sistemlerini etkileyebilir. Özellikle ruminatif düşünme, yani kişinin sürekli kendisini eleştiren düşünceler etrafında dönmesi, depresif duygu durumla güçlü bir ilişki göstermektedir. Bu nedenle düşük özsaygı çoğu zaman yalnızca bir düşünce biçimi değil, aynı zamanda kişinin duygusal dünyasını da şekillendiren bir süreçtir.

Özsaygının düşmesi çoğu zaman fark edilmeden gelişir; ancak etkileri oldukça geniştir. Kişi ilişkilerde sınır koymakta zorlanabilir, sürekli onay arayabilir, başarısızlık korkusu nedeniyle risk almaktan kaçınabilir ya da kendisini başkalarının ihtiyaçlarının gerisinde bırakabilir. Bu noktada önemli olan şey, özsaygının sabit bir özellik değil, geliştirilebilir bir psikolojik yapı olduğunun farkına varmaktır.

Psikoterapi süreci, bireyin kendilik algısını şekillendiren temel inançları fark etmesine, içsel eleştirmeni tanımasına ve daha şefkatli bir içsel ilişki geliştirmesine yardımcı olabilir. Kişi kendi hikâyesini ve psikolojik dinamiklerini anlamaya başladığında özsaygı yalnızca dış başarıya bağlı bir duygu olmaktan çıkar ve daha sağlam bir içsel temele oturmaya başlar. Çünkü sağlıklı özsaygı, kusursuz olmaktan değil; hatalarımızla birlikte kendimizi kabul edebilme kapasitesinden doğar.

Bu yazı tamamen ergen, yetişkin ve çift terapisi, psikolojik destek, bireysel terapi, duygu düzenleme, anksiyete, online terapi, psikolog desteği, terapiye ne zaman gidilmeli, online terapi, İstanbul psikolog, psikolojik danışman, klinik psikolog desteği kapsamında Bakırköy psikolog yazıları içerisinde danışanlara bilgi verme amacıyla yazılmıştır. Keyifli okumalar.

Uzman Psikolojik Danışman Melek ERDOĞAN

Haberler

Panik Atak Nedir?
22.09.2025
Panik Atak Nedir?
Öz Disiplin
22.09.2025
Öz Disiplin
Stres ve Yeme Davranışı
24.09.2025
Stres ve Yeme Davranışı
Sosyal Anksiyete
29.09.2025
Sosyal Anksiyete
Sınır Koymak ve Öz değer
10.10.2025
Sınır Koymak ve Öz değer
Antidepresanlar Gerçekten Mutluluk Verir mi?
10.10.2025
Antidepresanlar Gerçekten Mutluluk Verir mi?
Suçluluk, Yetersizlik ve Aşırı Özveri Döngüsü
12.10.2025
Suçluluk, Yetersizlik ve Aşırı Özveri Döngüsü
Talep Edememek: Değersizlik ve Suçluluk İnançlarının Görünmeyen Etkisi
24.10.2025
Talep Edememek: Değersizlik ve Suçluluk İnançlarının Görünmeyen Etkisi
Sürekli Güçlü Olmak Zorundaymış Gibi Hissetmek
05.11.2025
Sürekli Güçlü Olmak Zorundaymış Gibi Hissetmek
Kaygı Neden Gerçekliği Çarpıtır?
15.03.2026
Kaygı Neden Gerçekliği Çarpıtır?
İlişkide Sevgi Ararken Güveni Kaybetmek
15.03.2026
İlişkide Sevgi Ararken Güveni Kaybetmek
Bipolar Bozukluk
15.03.2026
Bipolar Bozukluk
Olumsuz Düşünmenin Bilişsel İçeriği
15.03.2026
Olumsuz Düşünmenin Bilişsel İçeriği
İlişkilerde Cinsel İsteksizlik
18.03.2026
İlişkilerde Cinsel İsteksizlik
Prefrontal Korteks Aktivitesini Artırmak
20.03.2026
Prefrontal Korteks Aktivitesini Artırmak
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) Nedir?
20.03.2026
OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) Nedir?
Yaygın Kaygı Bozukluğu
24.03.2026
Yaygın Kaygı Bozukluğu
Beyni Regüle Etmenin Bilimsel Yolları
30.03.2026
Beyni Regüle Etmenin Bilimsel Yolları
Ayrışmamış Kimlik: Yalnızlığa Tahammülsüzlük
05.04.2026
Ayrışmamış Kimlik: Yalnızlığa Tahammülsüzlük
Dopamin Sistemi: Neden Eskisi Gibi Tatmin Olamıyoruz?
06.04.2026
Dopamin Sistemi: Neden Eskisi Gibi Tatmin Olamıyoruz?
Stres Neden Oluşur ve Kendimizi Nasıl Regüle Edebiliriz?
07.04.2026
Stres Neden Oluşur ve Kendimizi Nasıl Regüle Edebiliriz?
Dopamin-Serotonin Dengesi
07.04.2026
Dopamin-Serotonin Dengesi
Zihnin En Hızlı Ama En Yaralayıcı Kısa Yolu: Etiketleme
07.04.2026
Zihnin En Hızlı Ama En Yaralayıcı Kısa Yolu: Etiketleme
Sessiz Depresyon
07.04.2026
Sessiz Depresyon
Sınırlar Kaybolduğunda: İlişkilerde Dengenin, Arzunun ve Benliğin Sessiz Çözülüşü
07.04.2026
Sınırlar Kaybolduğunda: İlişkilerde Dengenin, Arzunun ve Benliğin Sessiz Çözülüşü
Bulimiya Nervoza: Yeme Davranışının Ardındaki Duygusal Mücadele
07.04.2026
Bulimiya Nervoza: Yeme Davranışının Ardındaki Duygusal Mücadele
Bazı İlişkiler Sevgiyle Değil, Korkuyla Sürdürülür
07.04.2026
Bazı İlişkiler Sevgiyle Değil, Korkuyla Sürdürülür
Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nasıl Görülür?
07.04.2026
Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Nasıl Görülür?
Terapide Yansıtma Tekniği
07.04.2026
Terapide Yansıtma Tekniği
Duygu Durum Dalgalanmaları: Zihnin ve Kalbin Gelgitleri
07.04.2026
Duygu Durum Dalgalanmaları: Zihnin ve Kalbin Gelgitleri
Vajinismus
08.04.2026
Vajinismus
Erken Boşalma
08.04.2026
Erken Boşalma
Günümüzde “Toksik İlişki” Nedir?
09.04.2026
Günümüzde “Toksik İlişki” Nedir?
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir?
11.04.2026
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir?
Dijital Çağda Dikkat Erozyonu
12.04.2026
Dijital Çağda Dikkat Erozyonu
Hissetmekten Kaçtıkça Neyi Kaybediyoruz?
13.04.2026
Hissetmekten Kaçtıkça Neyi Kaybediyoruz?
Öfke Kontrolü Nedir?
15.04.2026
Öfke Kontrolü Nedir?
Kalbim Hızlandı, Nefesim Yetmiyor
15.04.2026
Kalbim Hızlandı, Nefesim Yetmiyor
Narsist İlişkiler: Görünmez Yaralar ve Çıkış Yolları
22.09.2025
Narsist İlişkiler: Görünmez Yaralar ve Çıkış Yolları
Kaygı
24.09.2025
Kaygı
Psikolojik Temelli Bağırsak Sorunları
25.09.2025
Psikolojik Temelli Bağırsak Sorunları
Kaygılı Bağlanma
24.09.2025
Kaygılı Bağlanma
Erteleme Davranışı
26.09.2025
Erteleme Davranışı

İletişime Geçin

Her türlü sipariş, talep ve istekleriniz için hemen bizimle iletişime geçin.

İLETİŞİM